Muhammed Hatemi (1943 - …. )

Haziran 11, 2008

Muhammed Hatemi (1943 - …. )

 
Muhammed  Hatemi (1943 -  .... )<!–

–>

Muhammed Hatemi, 1943’de İran’ın orta kesimindeki Yezd eyaletinin Erdekan ilinde doğdu. Yezd cuma imamı ünlü din adamı Ayetullah Ruhullah Hatemi ile zengin bir toprak sahibinin kızı Sanike Ziyai’nin 3’ü kız 6 çocuğundan biri olan Hatemi, 1961’de lise öğrenimini tamamladıktan sonra dini eğitim için Kum Medresesi’ne girdi. Hatemi, 1965’den itibaren dini eğitimine İsfahan Medresesi’nde devam ederken, aynı yıl kaydolduğu İsfahan Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1969’da lisans derecesi aldı. 1970’de Tahran Üniversitesi’nde Eğitim Bilimleri dalında başladığı yüksek lisans eğitimini bitirdikten sonra ünlü Kum Medresesi’nde içtihat eğitimine devam etti.

Siyasi faaliyetlerine 1962’de başlayan ve özellikle Humeyni’nin bildirileri olmak üzere, siyasi bildiri ve ilanların çoğaltılıp dağıtımını üstlenen Hatemi, İsfahan Üniversitesi İslami Öğrenciler Derneği’ndeki çalışmalara katıldı. Humeyni’nin oğlu Ahmed Humeyni ile birlikte faaliyet gösteren Hatemi, birçok din adamının aksine askerlik görevinden kaçınmadı ve Şah ordusunda asteğmen olarak iki yıl görev yaptı. Hatemi, İran İslam Devrimi’nin liderlerinden Ayetullah Beheşti’nin önerisi üzerine 1979’da Hamburg İslami Kültür Merkezi’nin başına geçti.

Devrimden sonra 1980’deki ilk milletvekili seçimlerinde doğum yeri olan Erdekan ve Meybod’dan milletvekili seçilerek Meclis’e giren Hatemi, 1981’de Humeyni tarafından ünlü Kayhan gazetesinin de dahil olduğu birçok gazete ve dergiyi yayımlayan Kayhan Enstitüsü’nün başkanı olarak atandı. 1982’de Başbakan Mir Hüseyin Musevi tarafından İslami İrşad ve Kültür Bakanlığı’na getirilen ve Haşimi Rafsancani tarafından iki kez aynı görevle kabineye alınan Hatemi, Irak’la süren 8 yıllık savaş sırasında, Tüm Silahlı Kuvvetler Komutanlığı Kültür Muavinliği Propaganda Merkez Başkan yardımcılığı ve Başkanlığı yaptı.

Hatemi, kültürel alanda “çok liberal” olduğu gerekçesiyle muhafazakarların baskısı sonucu 1992’de istifa etmek zorunda kaldı ve böylece İran İslam Cumhuriyeti’nde görevinden istifayla ayrılan ilk yetkili ve bakan olma unvanını kazandı. İstifasından sonra Cumhurbaşkanı Rafsancani tarafından kültür danışmanlığına ve İran Milli Kütüphane Başkanlığı’na atanan Hatemi, 1996’da İran Dini lideri Ayetullah Ali Hamaney tarafından Kültür Devrimi Yüksek Konseyi üyeliğine getirildi.

İyi derecede Arapça ve çalışmalarını sürdürecek kadar İngilizce ve Almanca bilen, çeşitli zamanlarda üniversitelerde ders de veren Hatemi’nin, en ünlüleri “Velayet Kime Ait” (1979) ve “Gelenek, Modernizm ve Gelişme” (1996) olan birçok makalesinin yanı sıra “Dalga Korkusu”, “Şehir Dünyasından Dünya Şehrine”, ‘Tiranlık Kıskacında Düşünce ve İnanç (2000)” gibi kitapları ve konuşmalarının derlendiği Siyasi Gelişme, İktisadi Gelişme ve Emniyet (2000), İslam, Ruhaniyet ve İslam Devrimi (2000) ve Kadınlar ve Gençler (2000) adlı kitapları bulunuyor.


TSE

Haziran 5, 2008

müzik dinleme

Haziran 5, 2008

Çok Güzel Bir Online Müzik Dinleme Sitresi Tıklayın


Lebron James

Haziran 5, 2008

NBA YENİ SÜPERSTARINI YARATIYOR; LEBRON JAMES
(Bu yazı pivot dergisinin 52.sayısında yayınlanmıştır.)

Şu anda Amerika’da NBA Playoff’larının heyecanı yaşanıyor yaşanmasına ama çok değil sadece bir ay sonra, playofflarda Konferans finalistlerinin veya şampiyonlarının belirleneceği maçlar oynanırken, 22 Mayıs’da draft lottery’si çekilip, 26 Hazirandaki 2003 NBA Draftında ilk sıradan seçim yapacak takım belirlendiğinde, gündeme oturacak tek konu, seneye bu şanslı takımın kadrosuna katacağı 18 yaşındaki LeBron James olacak.

NBA aslında sadece bir basketbol ligi değil. Müthiş pazarlama stratejileri ile milyarlarca doların aktığı, bir çok iş sahası yaratan, inanılmaz büyüklükte, muazzam bir pazar. Yani, sadece 3-4 takımın şampiyonluk mücadelesi verdiği, 20-25 oyuncu üzerinde dönen sıradan bir lig değil NBA. Ligde yer alan çok oyuncunun kullandığı ayakkabıdan formaya, banttan bilekliğe kadar basketbol severlere parlak spotlar altında yeni alışveriş ve tüketim sahası yaratan, büyük bir pazarlama şirketi aslında. Ve bu şirket üzerindeki ilgiyi kaybetmemek, yayılma ve pazarlama alanını daha da genişletmek için, eski yıldızların süresi dolduğunda yenilerini ortaya çıkartmak adına büyük çalışmalar da yapmakta. (Magic Johnson, Michael Jordan, Kobe Bryant gibi oyuncuların tüm dünyaca tanınması, Yao Ming’i lige dahil edilerek Çin pazarına Amerikan ürünlerinin sokulması gibi.)

Dr.J ve Kareem Abdul-Jabbar’la başlayan bu pazarlama ve gençlerin gözünde yeni starlar, örnek alınacak fenomenler yaratma projesinin ürünleri daha sonra Magic Johnson ve Larry Bird olmuştu. Bu iki yıldız yaşlanınca ise yerlerini Michael Jordan, Charles Barkley, Dennis Rodman gibi oyuncular aldı. Daha sonra Grant Hill’i piyasaya süren ama sakatlıklardan dolayı istediği verimi alamayınca tekrar Jordan’a dönen bu şirket şimdi ise Kobe, Iverson, Garnett, T-Mac gibi oyuncularla gündem oluşturmakta. Kobe, Iverson, T-Mac gibi günümüzün yıldızlarının yerini ise gelecek 3-5 yıl içindeki Carmelo Anthony ve LeBron James alacak.

26 yıldır düzenlenen ülkenin lise son sınıf oyuncularını içeren en prestijli organizasyonu olan McDonald’s All-America maçı 26 Mart’ta Cleveland’da yapıldı. 2 gün evvel yapılan Slam Dunk şampiyonasında birincilik ödülünü alan LeBron James, maçta da 27 sayı, 7 ribaund, 7 asist üreterek Doğu takımına galibiyeti getirdi ve MVP ödülüne ulaştı. 5 gün sonra, Illinois Chicago’da yine gelenekselleşen EA Sports Roundball Classic maçına çıkan James, bu maçta da 28 sayı, 6 ribaund ve 5 asist ile takımına galibiyeti getirerek 2.MVP ödülünü aldı. 17 Nisan’da liseli olarak ülke çapında düzenlenen son maçına geleneksel Jordan Capital Classic maçıyla çıkan James, 34 sayı, 12 ribaund ve 6 asist ile 3.MVP ödülünü alarak lise kariyerine veda etti.

NBA’in, lise ve üniversite de yetenekleri ile sivrilen oyuncular arasından, aile yaşantısı, davranışları ve kişiliği ile hayranlık duyulan ideal model oyuncu yaratma yolunda, 5-10 yıllık dönemlerde ortaya çıkardığı, Dr.J ile başlayan Magic Johnson ve Larry Bird ile devam eden, Michael Jordan’la üst noktaya ulaşan, Grant Hill (sakatlıklardan dolayı istenilen verim alınamamış ve tekrar Jordan’a dönülmüştü), Kobe Bryant, Allen Iverson, Kevin Garnett ve Tracy McGrady gibi oyuncularla yürüttüğü bu stratejinin ortaya çıkardığı son oyuncu LeBron James, NBA’in ve basketbol dünyasının yeni süperstarı olma yolunda ilerliyor.
Önümüzdeki aylarda uzun uzun kendisinden bahsedeceğimiz, draft döneminde hemen hemen her dergide görebileceğiniz LeBron James’i, size bu ay kısaca tanıtmaya ve özelliklede son oynadığı ve MVP ödüllerini kaptığı 3 geleneksel maça biz göz atalım istedim.
LeBron çılgınlığı
2003 NBA Draftına katıldığı taktirde (ki büyük bir ihtimalle katılacak) 1.numaradan seçileceği düşünülen ve özellikle geçen yazdan bu yana fenomen haline getirilen James, 30 Aralık 1984 doğumlu ve 2.03 boyunda. 16 yaşında lise 2.sınıftayken, 25.3 sayı, 7.4 ribaund, 5.5 asist ortalamaları ile Ohio eyaletinde adını duyuran James, ilk olarak gündeme USA Today tarafından en iyi lise takımı ilk 5’ine seçilerek gelmişti. Yaz sezonunda adidas ABCD kampında yeteneklerini bir kez daha sergileyen James, kendisini takip eden bir çok Amerikalı basketbol otoritesi tarafından “Kobe ve T-Mac karışımı bir oyuncu” olarak tanıtılmış, lise 2.sınıfta olmasına rağmen “NBA’e şimdiden hazır, 3.sınıfın sonunda imkan yaratılsa rahatlıkla NBA’de oynar” denilerek basketbol severlerin aklına ve diline dolanmaya başlamıştı.
Bu tip söylentilerin her yıl onlarca genç oyuncu için yayıldığı ve çoğu NCAA dönemine geldiğinde fos çıkan Amerika’da, James fırtınası 2002 yılının ortalarında tekrar hareketlendi. 2001-02 sezonunda James, Amare Stuodemire (NBA’de Suns forması ile harika bir çaylak sezonu geçirdi ve şu anda “Rookie of The Year ödülünün en büyük 3 adayından biri) ile birlikte Amerika’nın en iyi lise oyuncusundan biri olarak gösterilen Carmelo Anthony (Bu sezon Syracuse Üniversitesinde forma giydi ve freshman senesinde takımına tarihlerindeki ilk NCAA şampiyonluğunu getirdi) ile 10 Şubat günü oynadıkları maç ile adını bir defa daha tüm Amerika’ya duyurdu. Son sınıf öğrencisi Carmelo’nun sürüklediği Oak Hill Lisesi ile 3.sınıf öğrencisi LeBron’un okulu Akron St.Vincent-St.Mary Lisesi maçı iki oyuncunun şovu şeklinde geçti. Maçta iki takımın toplamda ürettiği 138 sayının 70’ine bu iki oyuncu imza atarken, Carmelo 34 sayı, 11 ribaund; LeBron 36 sayı, 10 ribaund ve 5 asist ile maçı tamamladı. Belki kazanan taraf 72-66’lık skorla Carmelo’nun okulu olmuştu ama daha zayıf oyunculardan kurulu Akron’un yıldızı LeBron kendini önemli oyunculara karşı göstermeye başlamıştı. Zaten bu maçta Carmelo’yu izlemeye gelen bir çok NBA scoutcusunun listesinin başına LeBron adı o gün yazıldı. Sezon sonunda LeBron eyaletin sayı krallığında ilk sırayı almıştı almasına ama asıl dikkati çeken istatistikler asist krallığında 2., ribaund krallığında ise 4.olmasında yatıyordu.
Son Lise yılı ve genç yaşta popüler olmanın getirdiği sorunlar
Yazın bir çok spor dergisine kapak olan James, 30 Kasım’da ki sezonun ilk maçında oyundan atılarak tekrar gündeme geldi. Çok şişirildiği ve bu yaşta bu kadar büyütülmeyi kaldıramadığı konuşulurken, son derece iyi maçlar çıkartarak, tekrar basının ve halkın olumlu ilgisini toplayan James, Amerika tarihinde ilk defa bir lise maçının ulusal televizyonda naklen yayınlanmasına bile sebep oldu. Bu maçın uzun bir özetini gördüğümde (bu maç geçen sezon Carmelo’nun takımı olan Oak Hill Lisesiyleydi) ilk izlenimlerim aslında LeBron’un çok abartıldığı yolundaydı. Tamam fiziği kusursuzdu, T-Mac tarzında bir oyuncuydu ama çoğu şut seçimi yanlış ayrıca potadan uzaklaştıkça şut yüzdesi de oldukça düşüktü. Belki takımı skor üretemeyince sazı eline almış ve bir pivot gibi potaya sırtı dönük olarak kolay sayılar da üretmişti ama “bumu yani LeBron fenomeni dedikleri şey” diye düşünmeden de edememiştim. Fakat ard arda 2 pozisyonda topla içeri yüklenerek bulduğu sayıları, blokladığı bir topun ardından yaptığı muazzam smacı ve maçı çeviren basketleri attığını görünce “evet demek buymuş LeBron James” dedim.
Hummer ve forma olayı!
NBA scoutçıları tarafından oldukça yakından takip edilen ve bazı yazarlar tarafından “fiziksel olarak diğer oyunculara göre çok üstün olduğundan bu kadar başarılı” yorumları yapılan James, üstüne üstlük annesinin banka krediyle 100bin dolarlık Hummer H2 cip hediye alması ile yıpratılma çabaları içerisinde girilmesini ve şutu yeterli değil diyenlere cevabını 4 gün sonra 14 Ocak’ta oynanan Mentor Lisesi maçında, 17/11 üç sayılık ile oynayarak 50 sayılık performansı ile verdi.
Bu maçın 1-2 gün ardından “Next Urban Gear and Music” mağazasının hediye ettiği 845 dolarlık değerindeki iki forma -biri 395 dolarlık Gale Sayers’in 40 numaralı Chicago Bears forması, diğeri ise 450 dolarlık Wes Unseld’in 41 numaralı Washington Bullets forması- yüzünden, ününü kullanarak maddi kazanç elde edip amatör ligler kuralını çiğnediği gerekçesi tekrar gündeme oturan ve bir süreliğine basketbol kariyeri durdurulan James, 1 maçlık aradan sonra bir üst mahkeme kararı ile tekrar basketbola dönüş yaptı ve 8 Şubat’ta L.A.Westchester Lisesi karşısında kariyerinin en yüksek rakamı olan 52 sayıya ulaşarak kendi deyimi ile “kendini basketboldan koparmaya çalışanlara” karşı en güzel cevabı verdi.
Bilet fiyatları arttı ama O kendini izlemeye gelen seyirciyi mutlu etmeyi ihmal etmedi
NCAA maçlarından daha yüksek bilet fiyatlarına rağmen maçlarda onu izlemeye gelen seyirciler gittikçe çoğaldı ve Akron St.Vincent-St.Mary Lisesinin maçları ful çekmeye başladı. James’de kendini izlemeye gelen ve üzerlerinde “King James” yazılı t-shirtler giyen hayran kitlesine gerçek bir basketbol resitali sergiledi. ESPN2 kanalında naklen verilen Oak Hill Lisesi maçı ile başlayan seride, playoff’larda Talimadge Lisesi maçına kadar 18 maçta 20 sayının altına düşmezken, 12 kere 30, 5 kere 40 ve 2 kere 50 sayı barajını geçen James, maçların 9’unda da double-double yaparken, takımı bütün sezonda sadece 1 kere (26 Ocak’ta 25 sayı, 15 ribaund ve 8 asist gerçekleştirdiği Buchtel Lisesi maçında) mağlup oldu. %56’lık şut yüzdesi ile 30.4 sayı, 9.7 ribaund, 4.9 asist, 2.9 top çalma ve 1.9 blok ortalamaları ile sezonu tamamlayan James takımını şampiyonluğa taşırken, Yılın en iyi oyuncusu ödüllerini de topladı. Artık sezon bitmiş ve kendini Amerika’nın diğer liseli yıldızları karşısında gösterme zamanı gelmişti.
Slam Dunk Şampiyonu
26 yıldır düzenlenen ülkenin lise son sınıf oyuncularını içeren en prestijli organizasyonlarından biri olan McDonald’s All-America maçından 2 gün önce, 24 Mart akşamı Cleveland’daki Woodling Gymnasium’da gerçekleştirilen POWERade Jam Fest Slam Dunk Şampiyonasına katılan LeBron James, spektaküler smaçları ile tanınan Shannon Brown’u geride bırakan 270 puan üzerinden 250 puan toplayarak rekor bir puan ile şampiyonluğa ulaştı. Daha önce Jerry Stackhouse, Vince Carter, Baron Davis, son 3 yılda da sırasıyla DeShawn Stevenson, David Lee (Florida Univ.) ve Carmelo Anthony’nin kazandığı şampiyonaya, 23 numaralı forma Michael Jordan adına emekliye ayrıldığı için 32 numaralı forma ile katılan James’i, Cavaliers’ın yıldız oyuncularından Darius Miles, Carlos Boozer, DaJuan Wagner, DeSagana Diop ve eski yıldız oyunculardan Larry Nance’da izlemeye gelmişti.
McDonald’s All-America Maçı
26 Mart’ta Cleveland Gund Arena’da oynanan ve 18.728 kişinin izlediği 26.McDonald’s All-America maçında 27 sayı, 7 ribaund, 7 asist, 2 top çalma ve 1 blok ile oynayan ve Doğu takımına Batı karşısında 122-107′lik galibiyeti getiren LeBron James MVP ödülüne ulaştı. Böylece LeBron, tüm Amerika’daki en iyi son sınıf lise oyuncularına karşı verdiği ilk sınavında gayet başarılı olmuştu. Geçen sene aynı maçta harikalar yaratması beklenen Amare’nin sadece 10 sayı, 7 ribaund; Carmelo’nun 19 sayı, 4 asist ürettiğini maçın MVP’sinin ise 26 sayı, 4 asist ve 3 top çalma rakamları ile şu anda Duke Üniversitesinde oynayan J.J.Redick olduğunu belirteyim.
EA Sports Roundball Classic Maçı
James’in McDonald’s maçındaki harika performansının yankıları devam ederken sadece 5 gün sonra Illinois Chicago’da yine gelenekselleşen EA Sports Roundball Classic maçına çıktı. Chicago Bulls’un efsane United Center Salonunda düzenlenen 19.678 seyircinin izlediği maçta 28 dakika oyunda kalan James, 15/12 ikilik, 7/4 faul ve 6/0 üç sayı başarısı ile 28 sayı, 6 ribaund ve 5 asist ile takımına galibiyeti getiren oyuncu oldu. Çok çekişmeli geçen ve 29 defa skorda liderliğin değiştiği maçta, son 39 saniye içinde çok kritik bir ribaund alıp ardından tüm sahayı geçerek attığı turnike ile Batı takımına 120-119′luk galibiyeti getiren James, birbirinden güzel smaçlarıyla 23 numaralı forması ile United Center’da onu izlemeye gelen seyircilere de ufak bir şov yaptı. James’in dışında Batı takımında en çok göze batan oyuncu McDonald’s All-America maçında da James’den sonra NBA yolunda en hazır oyuncu izlenimini veren Charlie Villanueva olurken, genç oyuncu maçı 18 sayı, 5 ribaund ile tamamladı.
McDonald’s All-America ve EA Sport Roundball Classic maçlarından sonra şimdi herkes Nisan’ın 17’sinde düzenlenecek ve Amerika’nın en başarılı Liseli oyuncularını son defa karşı karşıya getirecek Jordan Capital Classic maçını beklemeye başlamıştı. Bu maç ile LeBron James son defa liseli olarak ülke çapında düzenlenen bir maçta forma giyecek ve ardından çok büyük bir sürpriz olmazsa NBA Draftını bekleyecekti.
Lise’li olarak son maçı, Jordan Capital Classic
17 Nisan’da liseli olarak ülke çapında düzenlenen son maçına çıkan LeBron, Jordan Capital Classic maçında 34 dakika forma giyerken 20/10 ikilik, 6/5 faul, 10/3 üçlük başarısı ile 34 sayı, 12 ribaund, 6 asist, 1 top çalma ve 1 blok ile siyah takımın MVP ödülünü alarak lise kariyerine veda etti. Maçı Gümüş takım 107-102 kazanırken, Shannon Brown’da 27 sayı, 8 asist ve 3 ribaund ile takımının MVP ödülünü aldı.
Evet, henüz profesyonel olmadan peşinde adidas ve nike gibi iki büyük firmayı koşturan James, NBA’e adım atmadan büyük bir hayran kitlesi yaratmış durumda. Daha 18 yaşında olmasına rağmen 100bin dolarlık Hummer cipe binen, her hareketi basın tarafından izlenen LeBron James, şu anda Syracuse’u NCAA Şampiyonluğuna ulaştıran Carmelo’nin son dönemlerdeki başarısından ve sürekli manşetlerde kalmasından oldukça etkilenmiş durumda. Michael Jordan’dan “üniversitede tecrübe kazanmanın önemi” hakkında ayak üstü bir nasihatta alan James’in lise’deki not ortalamasının düşüklüğünden dolayı bir Üniversitede okuyabilme ihtimali şu an için bulunmuyor. Ama şu da bir gerçek ki, James üniversite deneyimi almak isterse ve herhangi bir üniversiteyi tercih ederse, herhalde o üniversitede yaz okulu veya notlarını yükseltecek sınav türü şeylerle işi kılıfına uyduracaktır. Bekleyelim ve NBA’in yeni süperstarını yaratmasını izleyelim…


AcıBadem

Haziran 5, 2008

Yerleşim [değiştir]

20 sene öncesine kadar Hasanpaşa’ya bağlı olan semt, nüfus yoğunluğuyla birlikte Güney kısmı Kadıköy‘e (Aşağı Acıbadem), kuzey kısmı ise Üsküdar‘a (Yukarı Acıbadem) bağlı olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Anadolu yakasında, Küçük Çamlıca’nın güney yamaçlarında, Hasanpaşa, Koşuyolu ve Küçük Çamlıca arasında yer almaktadır. Kızıltoprak Sapağı’yla birlikte Kadıköy’den çıkan Halitağa Caddesi isim değiştirerek Acıbadem Caddesi’ne dönüşür. Acıbadem semtinin alt sınırı bu caddenin güney ucundan başlamaktadır. Bu cadde Küçük Çamlıca’ya kadar ulaşmakta, yine caddenin kuzey ucu da semtin üst sınırını oluşturmaktadır. Semt, ana damarı olan Acıbadem Caddesi’nin doğu ve batı kısmında konumlanmıştır.

Acıbadem Köprüsü ise semti ortasından bölen E5 otoyolunun üzerine kurulmuştur. Acıbadem Caddesi’nden yukarı doğru çıkarken (Küçük Çamlıca yönü) Acıbadem Köprüsü’nden sonra solda kalan Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin bitiminin hemen ardından Acıbadem Caddesi’ne dik olarak başlayan Faik Bey Sokak ve Şevket Paşa Sokak ise Kadıköy-Üsküdar sınırını oluşturmaktadır.

Google Maps üzerinden Acıbadem’i incelemek için bu bağlantıya tıklayabilirsiniz.

Tarihi [değiştir]

Eskiden geniş çayırların, bağların, bahçelerin ve koruların arasında Osmanlı saray mensuplarının, sultanların, şehzadelerin, paşaların köşklerinin bulunduğu Acıbadem, bugün yoğun yerleşme alanıdır. Bu yoğun yerleşme arasında, geçmişin izlerini taşıyan yapılar ve mekânlar vardır. Semtin Nişantaşı olarak bilinen kesimine II. Mahmud döneminde bir nişan taşı dikilmiştir. Padişahın, bugün yerinde bulunmayan kasrından bin adım uzaktaki bir yumurtayı vurduğu, bu nişan taşının da buraya dikildiği söylenir. Komşu semti Koşuyolu ise yine Osmanlı saray mensuplarının at bindikleri, 1900-1920 yıllarında ise at yarışlarının düzenlendiği semttir.

Acıbadem semtinin önemli tarihsel yapıları arasında, Abdülaziz Av Köşkü, İbrahim Ağa Camii, Ethem kaptan Camii, Faik Paşa Camii olarak da bilinen kare planlı ve tek minareli Acıbadem Camii, Acıbadem Çeşmesi, Ayrılık Çeşmesi sayılabilir.

Ulaşım [değiştir]

Acıbadem'den Kadıköy ve İstanbul Boğazı girişi...

Acıbadem’den Kadıköy ve İstanbul Boğazı girişi…

Acıbadem semti, ulaşım açısından oldukça verimli bir bölgede bulunmaktadır. Gerek Kadıköy’e gerek Üsküdar’a olan yakınlığı, E5 otoyolunun Acıbadem’i ortasından kesmesi, çevreyollarına hakim olması sayesinde Acıbadem, ulaşımın hiç de zor olmadığı bir semttir.

Toplu Taşıma ile Ulaşım [değiştir]

Ana madde: Ulaşım

Kadıköy’den ve Üsküdar’dan hareket edip Acıbadem Caddesi’ni kat eden İETT otobüsleri, Kadıköy hareketli Acıbadem minibüsleri mevcuttur. Eğer E5 otoyolu tercih edilecekse Kadıköy ve Üsküdar’dan kalkıp E5 otoyolunu takip eden herhangi bir toplu taşıma aracı da sizin işinizi görecektir. E5 üzerindeki Acıbadem Köprüsü durağı Acıbadem Caddesi’ne ve semt merkezine, Emek Sitesi durağı Acıbadem’in doğu kısmına, İstek Vakfı durağı ise güney kısmına ulaşım için idealdir. Ancak E5 yoluyla Acıbadem Köprüsü güzergahı özellikle Acıbadem’in kuzey ve Üsküdar kısmına ulaşım için pek de uygun değildir. Yukarı Acıbadem’e ulaşım için Acıbadem Caddesi’ni takip eden toplu taşıma araçları kullanılmalıdır.Kadıköy-Kartal metrosunun önemli istasyonlarından biri bu semte yapılacaktır.

 

Avrupa Yakası’na Ulaşım [değiştir]

Ana madde: Ulaşım
Acıbadem Caddesi Eski Karakol önü...

Acıbadem Caddesi Eski Karakol önü…

Acıbadem semtinin geniş anlamda bakıldığında komşuları Kadıköy, Üsküdar, Altunizade, Bağlarbaşı, Göztepe olarak sayılabilir. Bu da semtin çevreyollarıyla ulaşım için uygun olduğunu göstermektedir.

Acıbadem’den Koşuyolu’na geçip sırayla Koşuyolu ve Tophanelioğlu Caddelerini kullanarak Altunizade’ye ulaşabilir, Boğaziçi Köprüsü’ne giriş yapabilirsiniz. Aynı köprüye ikinci bir yoldan ulaşım için ise E5 otoyolunu kullanmanız gerekmektedir. İzmit-Ankara yönüne doğru otoyolu takiben, Göztepe Köprüsü’ne gelmeden önce köprü girişi verilmektedir. Boğaziçi Köprüsü çıkışında Altunizade sapağından sonra Acıbadem’e giriş geçtiğimiz yıllarda verilmiştir. Ancak Acıbadem Caddesi bu şekilde sadece tek yönlü olarak Çevreyolu’na bağlanmıştır. 1. Köprü Çevreyolu Acıbadem Caddesi’ne bağlanmasına rağmen, Acıbadem Caddesi Çevreyolu’na direk çıkışa sahip değildir.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü için ise yine E5 otoyolunu takip etmeniz gerekmektedir. İzmit-Ankara yönünde ilerlerken sırayla Göztepe ve Yenisahra’ya ulaştıktan sonra Kozyatağı’na gelmeden 2. Köprü girişi verilmektedir.

Acıbadem’de Yaşam [değiştir]

Acıbadem semtinin üstten görünümü ve Telekom binası.

Acıbadem semtinin üstten görünümü ve Telekom binası.

İstanbul’un en iyi özel okullarından biri olarak bilinen Bilfen Koleji‘nin Lise ve İlköğretim kısmı, İstek Vakfı Okulları, Özel Doğuş Üniversitesi, Kadıköy Anadolu İmam-Hatip Lisesi, M. Ü. Güzel Sanatlar Fakültesi, Acıbadem Sağlık Grubu‘nun ilk şubesi olan Acıbadem Kadıköy Hastanesi, Acıbadem GATA Hastanesi, Anadolu Yakası Telekom Müdürlüğü, Anadolu Yakası Posta İşleme Merkezi (PTT), İş Bankası Konutları ve Carrefour’a bağlı alışveriş merkezi Tepe Nautilus bu semttedir..


bulut Nedir Nasıl Oluşur

Haziran 5, 2008
Bulut nedir?  
     
Bulutlar, havadaki su buharının birleşrek oluşturduğu yoğun kütlelerdir. Bulutlar yer yüzünden metrelerce yada kilometrelerce yukarıda gezinirler. Fakat farklı bulut tipleri vardır. Atmosferin bu güzel süsleri bulutlar sayesinde hava durumu hakkında tahminler de yapabiliriz. Bulutların oluşması için su gereklidir. Zaten dünyamızın yüzde 75′lik bir kısmı sulardan oluşmakta olduğu için bulutlar bu sulardan beslenirler.
   
    Bulutlar nasıl oluşur?  
 

 

 

Okyanuslar, denizler, göller ve akarsulardan buharlaşan sular ,su buharı yani nem yüklü tanecikler halinde yukarı doğru yükselirler. Atmosferde yükselirken her 100 metrede 1 derece havanın sıcaklığı azalır. Ayrıca her 10 metrede bir de hava basıncı 1 milibar azalır. Nem taşıyan taneciklerin çevresindeki atmosfer basıncı ve sıcaklığı azalınca, genleşerek ve yoğunlaşarak bu nemin soğumasına sebep olur. Oluşan bu tanecikler ne kadar fazla soğuşurlarsa o kadar büyük ve bir o kadar da yoğun bulutlar oluşur. Koyu bulutlar daha yoğun olan bulutlardır.

 
  
   
 

Bulutlar neden beyazdır ?

 Bulutlar oluşmaya başladığında içindeki su damlacıkları o kadar küçüktür ki, üzerine gelen ışıkları doğrudan yansıtırlar ve bu tip bulutlar pamuk gibi bembeyaz gözükürler. Ama zamanla bu su damlacıkları birleşip büyüdükçe yani kalınlaştıkça gelen ışığı daha az yansıtırlar ve koyu bir renk alırlar. Her bulutun belli bir taşıma

   
kapasitesi vardır ve demekki koyu renkli bulutlar bu kapasiteye yaklaşmışlardır ve bu tür bulutlar yağmur bulutu olarak bilinirler. Ayrıca yağmur bulutlarınında giderek ağırlaşan su damlacıkları bulutun altına toplandığından, bu tip bulutların tabanları üst tarafına nazaran daha koyu renkte görünür.
     
       
     
       
   
Cirrus Bulutu: Beyaz renkte, çok ince iplikler halinde veya dar şeritler şeklinde bağımsız bulutlardır. Görünümleri lif veya ipek parlaklığındadır. Bu bulutlar genellikle Cirrocumulus ve Altocumulus bulutları ile Cumulonimbus bulutlarının üst kısımlarından meydana gelir. Cirrus bulutları, çok ufak buz kristallerinden meydana gelmiştir.
 
       
   
Cirrocumulus: Kum taneleri veya küçük dalgacıklar halinde, oldukça küçük kümeciklerden meydana gelmiş ince, beyaz ve gölgesiz bulut örtüsüdür. Bulutlar toplu halde oldukları gibi, ayrı ayrı parçacıklar halinde de görülebilirler. Cirrocumulusler, Cirrus veya Cirrostratus bulutlarının şekil değiştirmesinden veya parçalar halindeki Altocumuluslerin küçülmesinden meydana gelirler. Bu bulutlar tamamen buz kristallerinden ibaret olup, bazen aşırı soğumuş su damlacıkları da görülür.
 
       
   
Cirrostratus: Cirrostratuslar gökyüzünü tamamen veya kısmen kaplar ve genellikle hale olayını meydana getirirler. Bunlar şeffaf, saça benzer, beyazımsı lifler halinde düzgün görünümlü bulutlardır. Cirrostratuslar küçük buz kristallerinden oluşurlar. Bu bulutlar fazla kalın olmadıklarından şeffaf görünürler. Güneş ve ay ışığını geçirirler.
 
     
       
   
Altocumulus: Altocumulus bulutları, genellikle gölgeli, beyaz renge sahiptir. Bu bulutlar kısmen lif halinde yayılmış olduğu gibi ayrı ayrı durumda olan ince tabakalar, yuvarlak kütlelerden ve tomurcuklardan meydana gelir. Düzgün şekildeki parçacıkların gökyüzünün ancak yarısını kaplayacak kadar genişliğe sahip olduğu görülür.
 
       
   
Altostratus: Gökyüzünün büyük bir kısmını veya tamamını kapatan, çizgili, lif veya düzgün görünüşteki grimsi veya mavimsi renkteki bulut tabakasıdır. Bazı kısımları çok ince olduğundan, Güneş, sanki buzlu cam arkasındaymış gibi bir görünüm alır. Bu bulut hale durumunu göstermez.
 
       
     
       
   
Stratus: Genellikle gri renkte, düzgün görünüme sahip bulutlardır. Stratus’lerden çisenti, buz prizmaları ve kar grenleri yağışı meydana gelir. Güneş bu bulutlardan görüldüğü zaman, bulutun sınırları kolayca teşhis edilebilir. Çok düşük sıcaklıklar dışında Stratus, hale durumunu meydana getirmez. Bu bulutlar bazen düzensiz sıralar halinde de meydana gelebilir. Stratus’lerin karakteristik yağışı çisenti olup, rüzgarın sakin veya hafif olduğu dönemlerde görüşü kısıtlayacak şekilde yere yakın seviyelerde görülebilmektedirler.
 
       
   
Stratocumulus: Stratocumulus’ler gri veya beyazımtrak renkte, ya da her iki renge birden sahip olan bulutlardır. Bu bulutlar toplu halde veya ayrı ayrı olabilen mozaik görünümünde yuvarlak kütleler ve tomarlardan meydana gelirler. Stratocumulusu meydana getiren elemanlar, genellikle sıralar halinde ve tepeleri düz şekildedir. Sadece 1.8 kilometre yukarıda bulunurlar.

collezione İş Başvuruları

Haziran 5, 2008

Collezione Firmasında Çalışmak İsteyenler Bu Siteyi İncelesin.


Grand Theft Auto IV (PS3) Oynasana.Com

Haziran 5, 2008

Hile kodu
Oyun esnasında yukarı ok tuşuna basarak cep telefonunu açıp aşağıdaki hile kodlarını girin. Kodu bir defa girdiğinizde, “Options” menüsü altında “Cheats” adlı yeni bir menü açılacak ve daha onraki oyunlarınızda her defasında kodları girmeniz gerekmeyecektir.

Not:
Beklenmedik bir hatayla karşılaşmamak için, bir hileyi aktif hale getirdikten sonra oyunu save etmeyin.
Aynı anda sadece bir tane araç yaratabilirsiniz. Yeni bir araç hilesi girdiğinizde eski yaratılmış aracınız kaybolacaktır. Aynı anda iki adet araç yaratmak isterseniz, ilk aracı yarattıktan sonra oyunu save edin, ardından load edip ikinci aracı yaratın. Eski aracınızın kaybolmaması için, evinizin önündeki park yerine park edilmiş olması gerekmektedir.

3625550100 - Sağlığınızı ve zırhınızı doldurur
4825550100 - Sağlığınızı, zırhınızı ve cephanenizi doldurur
4865550100 - Baseball sopası, tabanca, pompalı tüfek, MP5, M4, sniper, RPG ve bomba verir
4865550150 - Bıçak, molotof kokteyli, tabanca, pompalı tüfek, Uzi, AK47, sniper ve RPG verir
2675550100 - Aranma seviyenizi sıfırlar
2675550150 - Aranma seviyenizi yükseltir
4685550100 - Havayı ve aydınlık seviyesini değiştirir
2275550142 - Cognoscenti verir
2275550175 - Comet verir
2275550100 - FBI arabası verir
9385550100 - Jetmax verir
6255550100 - NRG-900 verir
6255550150 - Sanchez verir
2275550168 - SuperGT verir
2275550147 - Turismo verir
3595550100 - Polis helikopteri


Çok Güzel Hareketler Bunlar 2. Bölümün ‘de

Haziran 5, 2008

Çok Güzel Hareketler Bunlar” 2. Bölümünde BKM Atölye’de sahne tozunu yutmuş genç bir şöhreti misafir edecek. Sarp Apak, 2 yıl önce BKM Mutfak’ta arkadaşlarıyla birlikte yazdığı ve sahneledigi “ Barnah İzi” isimli skeçte “ dış ses” (!) olarak ekrana gelecek. Yılmaz Erdoğan’ın “havaalanlarında şaka yapabilme özgürlüğü” ile ilgili anekdotlarını anlatacağı 2. Bölümde, şakanın tarihçesini de izleyeceğiz! “Çok güzel şukalar” skecinde ( şaka değil, ŞUKA) tarihteki ilk şakanın yapılışına tanık olacağız!

Şakanın tarihçesinin yanı sıra BKM’nin yeni sinema filminin oyuncu seçmelerinin perde arkasını da göreceğiz; bir cast çekimine de konuk olacağız!!! Hatta salondaki izleyicilerden biri de bu bölümde sahneye çıkacak.

Yılmaz Erdoğan bu bölümde de salondaki izleyicilerle birlikte genç oyuncuların skeçlerini yorumlayacak. Alkışları ÇGH, GH, YANİ, ZİL şeklindeki not sistemine göre alacak!!!


Televizyon nedir ? Kim bulmuştur

Haziran 2, 2008

 

Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıta televizyon denir.
Elektromanyetik dalgalar yoluyla halkın doğrudan doğruya alması maksadıyla yapılan hareketli veya sabit resimlerin, sesli veya sessiz kalıcı olmayan görüntülerinin renkli ya da siyah beyaz yayını.

Televizyon alıcısı. Resim tüpü, şase, kabin, tuner gibi temel bileşenlerden oluşur.
Kelime kökenine göre Yunanca Tele: Uzak, Latince Visio’dan gelen Vision: Görüş. Birleşimiyle “Television: Uzagörüm, Uzaktan görüntü” anlamına gelmektedir. Televizyonun bulunmasından sonra bu teknolojiyi ithal eden Türkiye, alete Türkçe bir isim bulmak yerine birçok dünya ülkesi gibi aynen kullanmıştır. Almanca’da Fernsehen olarak söylenir.
Sayısal yayınların başlamasına kadar televizyon izleyicisi sadece alıcı durumunda idi. Sayısal yayınlar sayesinde kullanıcının etkileşime geçmesi süreci başladı. İzleyicilerin sürekli alıcı olması, televizyonun kolay ulaşılabilir bir ‘kaynak’ olması, kullanılan etkili görsel ve işitsel öğelerle etkisinin yüksek olması, birçok aydının televizyona soğuk bakmasına neden oldu. Günümüzde televizyon yayıncılığının ilk amacı, reklam ve ticaret üzerine kuruludur.
Duran ya da hareketli cisimlerin ,sesli olarak uzak yerlerden görülmesi ve duyulmasını sağlayan aletlere televizyon denir.

İlk televizyon görüntüsünü 1926 da İskoç mühendis John Logie Baird yayımlamıştır. Önceleri titrek ve noktalar halinde olan görüntü giderek iyileştirilmiştir. İlk renkli televizyon gösterisi de yine aynı kişi tarafından 1928 de yapılmıştır. Ticari amaçlı renkli televizyon sistemleri
ise bundan 25 yıl sonra geliştirilmiştir.

Televizyonun çalışma prensibi genel olarak radyonunkine benzer. Radyoda sadece ses dalgaları elektromanyetik dalgalar haline dönüştürülmüştür, televizyonda ise ses ve görüntü dalgaları birlikte elektromanyetik dalgalar haline dönüştürülmüş ve üst üste bindirilmiş halde yayımlanır. Televizyon da bu dalgaları alır ve yine ayrı ayrı ses ve görüntüye dönüştürür.

Televizyonun çalışma prensibi kısaca şöyledir;

Televizyon kamerası, televizyon ekranına aktarılmak üzere bir sahneyi kaydeder. Renk bilgisi kameradaki katot ışınlı üç tüpte toplanır ve elektromanyetik dalga haline gelir. Kaydedilen ses titreşimleri de elektromanyetik dalga haline getirilir ve stüdyolarda birleştirilip verici antenlere gönderilir. Televizyon alıcısının anteni aracılığıyla bu dalgalar cihaza gelir. Görüntü ve ses dalgaları devreler yardımıyla ayrılır ses titreşimleri alıcının hoparlörüne gider. Görüntü ise, alıcıdaki her biri, bir birincil renk için olan üç elektron tabancasına gönderilir. Her tabanca aldığı sinyale göre değişen bir elektron demeti salar.Demetler alıcı aygıttaki katot ışınlı tüpün iç yüzeyine düşer. Bu yüzey flüoresan dediğimiz fosforışıl özellik gösteren bir kimyasal karışımdan oluşmuş noktalarla kaplıdır.Bu noktalar üzerine elektron demeti düşünce ışıldar. Tabancalar ile ekran arasında yer alan bir elek, her tabancadan çıkan demetin yalnızca kendine uygun renkteki noktaya vurmasını sağlar.Televizyon resmi bu demetlerin değişimiyle oluşur. Elektron demetinin tüm ekranı saniyede 16-50 kez taraması, gözümüzün ışın hareketini hissetmemesini sağlar.Böylece seri ve net bir görüntü elde edilir.